HOŞGEDİNİZ

Hakkımda

Merhaba Arkadaşlar..Ben aslında altinlale..ama blogum hacklendiği için buraya geçiş yaptım..Mutluluk Yağmurunun Altında Şemsiyesiz Kalmanız Ümidiyle..


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* CAN DOSTUM...
* Blogcu Dostum

Kategoriler


Arkadaşlarım


didolata
mmelikee
candydoll
happyjale
edanurkiz
happygizem
asenagirl
aybike66
sihirperisi
eglenceyesiniryok
cenkleherseyyy
tatlikizesra
purplegirls
sakliduslersokagi
floraselin
melisle
guzelkizsena
nurevrim
mdncnrsln
happyelif
gizemkiz13
kelebeksim
shev
busegirl13
hilalsevde0001
mutlulukkusum2
eceileecem
happyessgi
melikee97
koddunyasi1
bloomcugirll
sprgirl

destinaaaa

Merhaba Arkadaşlar...
 Bugün Çok Mutluyum. Destina95 Arkadşaımız Ya zTtaili İçin Tükrar Dönmüş.. Çok Başarılı Çok Yakın Bir Blogcu Dostum .. Öykücüm Geri Dönmene Ço Sevindim...

Hepinizin destina arkadaşımın bloguna girmenizi tavsiye ederim

www.destina95.blogcu.com


Tarih: 12:38, 15/7/2008 Kategori: Onemli
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı



Genç adam kollarında bir buket çiçek, sahile koşarak geldi. Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı.
Ellerinde yine her zamanki çiçeklerden vardı.
Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller...
Sanki dalından yeni koparılmış gibi
tazeydiler. Buram buram sevgi kokuyor,
aşk kokuyor en önemlisi de
özlem ve hasret kokuyordu güller...

Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi,
"Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi. Az sonra sevdiğini
göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya başlamıştı. Ne zaman onu düşünse,
onunla buluşacağını hayal etse
kalbi hep böyle yerinden çıkacakmış
gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerinde rağmen ikisi de
sevgisinden hiç birşey kaybetmemişti.
Onları hiç birşey ayıramazdı... Ne hasret,
ne ayrılık, ne de ölüm...

Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği
yine 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o,
sevdiğini bekletmemek için dakikalarca
önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Oysa o, her zaman kendisini bekletiyordu. Herkesin bir kusuru
olurmuş diye düşündü. Ve gözlerini
önündeki uçsuz bucaksız denize dikti...

Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği
kıza olan aşkı gibi denizin de sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu... Aslında bugün onlar için çok özel bir gündü. Kendi
aralarında sözleneceklerdi. Delikanlı önce bunu sevdiğine açmış, sonra da gidip
2 tane yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir günde bari, onu bekletmemeliydi. Ama
alışmıştı artık beklemeye, zararı yok biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hâlâ yaşlı idi.
Bir türlü anlamıyordu onları. Herşey bu
kadar güzelken neden ağlıyorlardı ki?
İşte az sonra sevdiği gelecek, ona
sarılacak, kucaklaşacaklardı...
Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe
ilk adımlarını atacaklardı. Genç adam
öyle heyecanlıydı ki, sevdiğine
kavuşmak için can atıyordu...

Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp,
uçuşan martılara... Ne kadar güzel dansediyorlardı havada.
Tekrar saatine baktı genç adam. Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi
yine geç kalmıştı, hem de çok... Bu kadar
geç kalmaması gerekiyordu.

İşte hergün burada buluşmak için sözleşmiyorlar mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara
anlattığı masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine
söz vermiyorlar mıydı ? O zaman neden gelmemişti yine ?? Aklına kötü
düşünceler gelmeye başladı. Hayır! Hayır, olamazdı. Sevdiğine birşey olamazdı.
Onsuz hayat yaşanmazdı ki...
O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç adam. Bunun
düşüncesi bile hoş değildi.
Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını
kimsenin görmesini istemiyordu.
Zaten nedense etrafındaki insanlar
ona sanki kaçık gibi bakıyorlardı.
Rahatsız olmaya başladı bakışlardan.
Artık bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına...

Neden gelmedi acaba diye düşünmeye başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu
dedi. 7 senedir hergün bu sahildeydi. Sevdiğini bekliyordu. Daha fazla
dayanamadı. Kalbi parçalanacak gibi oluyordu. Gözlerinden bir damla yaş
daha güllerin üzerine damladı. Yine gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun
evine gideyim diye mırıldandı...
Hiç olmazsa gülleri her zamanki gibi
yanına koyar, ona vermiş olurdu...
Genç adam ayağa kalktı, sevdiğiyle
buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki
kabristana doğru yürümeye başladı...

Yazarı Bilinmiyor
www.balca.net

 


Tarih: 19:17, 9/7/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Ben Varım...

HERKESE MERHABALAR
Artık bugünden sonra beraberiz..
Sınav olduğu için blogum 1 aya yakın bir süre boyunca

kapalıydı.Ancak şimdi sınav bitti...
Bütün blogcu arkadaşalrıma geç de olsa GEÇMİŞ OLSUN:)

diyorum..Herkesin sınav sonucu nasıldı merak ediyorum.B
enim büyük bir ihtimal ile puanım

470 veya 460 civarlarında gelir..
 Umarım sizinkilerde böyledir..Yaz tatili boyunca

beraberiz.Eskisi gibi güzel vakitler geçireceğiz..
Buna inanıyorum...Aranıza tekrar katılmaktan

da çok mutluyum..
Ayrıca eglenceyesiniryok(gizem) dostum da blogunu kaptmış..
Burada

söylemeden geçemedim.
Umarım yaz tatili için kısa bir süreliğine
de aramıza tekrar doner..


Hepinize İyi Eglenceler...
:)
!!!


Tarih: 19:04, 9/7/2008 Kategori: Yazilar
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

:) mı yokda :( mı?

GEÇ KALMAYIN !

Daha henüz 18 yaşındaydı ama hayatının sonundaydı.
Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmıştı.
Kahır içinde eve kapatmıştı kendini...Sokağa çıkmıyordu.
Annesi, bir de kendisi. O kadardı bütün hayatı...
Bir gün fena halde sıkıldı, dayanamadı, attı kendini sokağa...
Bir yığın vitrin önünden geçti, tam bir CD satan dükkânı da
geride bırakmıştı ki, bir an durdu, geri döndü, kapıdan içeri,
gözüne hayal meyal takılan genç kıza bir daha baktı. Kendi
yaşlarında harika bir genç kızdı tezgahtar... Hani,ilk bakışta
aşk derler ya, öyle takılıp kalmıştı işte...İçeri girdi. Kız,
gülümseyerek koştu ona; "Size nasıl yardım edebilirim?" diye.
Nasıl bir gülümsemeydi o...Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi
kızı... Kekeledi, geveledi, sonra "Evet!" diyebildi. Rastgele
birini işaret ederek; "Evet, şu CD'yi bana sarar mısınız?"
dedi. Kız CD'yi aldı, içeri gitti, az sonra paketle geri geldi.
Gençkızdan aldı paketi, çıktı dükkündan, evine döndü.
Paketi açmadan dolabına attı... Ertesi sabah gene gitti aynı
dükkâna...Gene bir CD gösterdi kıza, sardırdı, aldı eve
getirdi, attı paketi dolaba gene açmadan...Günler hep alınıp,
sardırılan CD'lerle geçti. Kıza açılmaya bir türlü cesaret
edemiyordu. Annesine açıldı sonunda...Annesi; "Git konuş
oğlum, ne var bunda?" dedi. Ertesi sabah,bütün
cesaretini topladı, erkenden dükkâna gitti. bir CD seçti.
Kız gülerek aldı CD'yi, arkaya gitti paketlemeye.
Kız içerdeyken bir kâğıda "Sizinle bir gece çıkabilir miyiz?"
diye yazdı, altına telefon numarasını ekledi,notu kasanın
yanınakoydu gizlice. Sonra,paketini alıp
kaçtı gene dükkândan... İki gün sonra evin
telefonu çaldı... Anne açtı telefonu. Dükkândaki tezgahtar
kızdı arayan. Delikanlıyı istedi, notunu yeni bulmuştu
da... Anne ağlıyordu... "Duymadınız mı?" dedi. "Dün kaybettik
oğlumu." Cenazeden birkaç gün sonra anne, oğlunun odasına
girebildi sonunda. Ortalığa çeki düzen vermeliydi. Dolabı açtı,
oraya atılmış bir yığın açılmamış paket gördü. Paketleri aldı,
oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı. İçinde bir
CD vardı, bir de minik not...
"Merhaba, sizi öyle tatlı buldum ki, daha yakından
tanımak istiyorum. Bir akşam birlikte çıkalım mı?
Sevgiler... Jacelyn "
Anne, bir paketi daha açtı, onda da bir CD ve
bir not vardı: "Siz gerçekten çok tatlı birisiniz,
hadi beni bu gece davet edin, artık.
Sevgiler...Jacelyn "

LÜTFEN SEVDİĞİNİZİ BELLİ ETMEKTE VE SÖYLEMEKTE

 GEÇ KALMAYIN! :((((
 


Tarih: 18:57, 9/7/2008 Kategori: Yazilar
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Hayallerimiz

'''hep hayellerimiz vardır geleceğe dair önce'' iyi bir lise''..sonra ''iyi bir üniversite''.....daha sonra''iyi bir iş''....''iyi bir yuva''..garanti altına alınmış bir gelecek,güvenli,ayrıcabol paralı bir yaşam....sevdiğimiz kişiyle birlikte yaşlanmak.....

  Ama bu hayallerin arasında kazaya yer yoktur, hastalıklar yoktur,En fazla grip olunur yada başağrısı çekilebilirdi .Sonra bir gün başınıza hiç beklemediğiniz bir şey geliyor .Bazen sevdiğimiz bir insanın ölümü ...bazen geçirdiğimiz bir kaza ya da ne bileyim sizi sarsan ellerinzi başınızın arasına almanıza neden olan herhangi bir şey....O an dünyanızın küçüklüğünü farkediveriyorsunuz ve büyük ideallerinizin önemsizliği''kafanıza dank ediyor'''..böyle diyor Alp tandoğan ''hayata yeniden başlamak '' adlı kitabında ..yazar başından gecen olayı anlatmış, bir kaza sonucu hafızasını kaybediyor ve herşeyi unutuyor hayata dair...adını bile.....hayatı yeniden keşfe başlıyor..  bana kitabın bu kısmı çok can alıcı geldi...gercekten öyle hayellerimiz cok geniş ama ...bir ölüm yada bir kaza hayallerimzi  değiştirmemize sebep oluyor...Ölüm çok uzak geliyor ..kazada hep bakalarının başına gelir diyoruz bazı şeyleri kendimize ve yakınlarımıza yakıştıramıyoruz...işte bu yüzden biz hastalık gelemedn önce sağlığımızın ...ölüm gelmeden önce hayatımızın kıymetini iyi bilip değerlendirmeliyiz.....inşallah hayatımızı hakkıyla değerlendirenlerden oluruz....

Not:Alıntıdırrrrr


Tarih: 20:01, 23/5/2008 Kategori: Yazilar
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->